Son zamanların en keyifli ve heyecanlı turnuvası, İngilizler’in olmamasının da etkisiyle herkesin ilgisini sahada oynanan futbola kaydırınca Avrupalı politikacılar da bu ilgiye kayıtsız kalamadı haliyle. Stadyumlarda, Platini’nin yanında boy gösteren politikacılar biraz da kendi vatandaşlarına mesaj veriyorlar. Gerçi Polonya devlet başkanı Lech Kaczynski gibi maçtan sonra verdiği röportajda kendi futbolcularının ismini bile yanlış söyleyerek (Roger Guerreiro yerine Roger Pereiro ve Artur Boruc yerine de Artur Borubar) bir çuval inciri berbat edebiliyor.
Politikacıların futbolla dansı sadece ulusal çıkarlar için olmuyor tabi. Slovenya Başbakanı ve Avrupa Konseyi Başkanı Janez Jansa da Avrupa Birliği’ne bağlılığı arttırmak için futbolun popüleritesine bel bağlıyor. 27 ülkeli Birlik’i temsil edecek bir futbol takımının kurulması fikri ancak bir politikacıdan çıkardı. Diğer saçma taraflarını sıralamayacağım. Sadece bir hatırlatmam var:
Ortada bir rakip yok. Hani AB’nin diğer kıtalarda bir muadili var ne de o kıtalarda bu işe uygun bir eğilim söz konusu. Senede 3-4 maç yapacak, dahası bunlar da karma takımların oynadığı gayriciddi maçların ötesine geçmeyecek bir takım olsa olsa Avrupa Birliği’nden soğutur insanı. Tabi Buffon - Evra, Terry, Puyol, Ramos – Ribbery, Pirlo, Gerard, Lampard, Ronaldo – Toni gibi bir takıma herkes sahip olmak ister. Ama bir rakip olmadan futbol olmazki!
Top görse bomba zannedecek kadar futboldan bihaber politikacılar, lütfen parlak fikirlerinizi kendinize saklayın. Futbolu rahat bırakın.
