Mehmet Aurelio:
Dünyanın birçok ülkesinde farklı ülkelerden oyuncular, farklı milli takımların formalarını giyiyor. O oyuncuların hangi niyet ve duygularla hareket ettiğini bilmiyorum ama kendi adıma konuşmam gerekirse, arkadaşlarımdan farklı bir duygu hissetmiyorum. Sahaya en az takım arkadaşlarım kadar heyecanlı çıkıyorum. İstiklal Marşını okurken yüreğimin titrediğini duyuyorum. Ay-yıldızlı formayı giydiğim günden bu yana oynadığım her maçta formamı terimin son damlasına kadar ıslatmaya çalıştım. Şimdi Euro 2008 benim için yepyeni bir deneyim yepyeni bir heyecan. 31 yaşındayım ve 2010 Dünya Kupası finallerinde oynayıp oynayamayacağımı şimdiden kestiremiyorum. Belki de ilk ve son anlamını taşıyan bu finallerde hem kendim hem de takımım adına, her zaman olduğu gibi elimden gelen her şeyi sahaya koyacağım.
Hamit Altıntop:
Kardeşimle birlikte Almanya’da giderek sivrilen oyuncular olduğumuz dönemde Alman Milli Takımı’ndan da teklif almış ama hiç düşünmeden Türk Milli Takımı’nın formasını giymek istediğimi söylemiştim. Ay-yıldızlı formayı her seferinde ilk kez giyiyormuş gibi heyecan duyuyorum. 2006 Dünya Kupası finallerini kaçırmanın üzüntüsü üzerine Euro 2008 finallerine katılmayı gerçekten de çok istemiştim. Elemelerde hep bu hırsla mücadele ettim. Geçirdiğim ağır sakatlığa ve ameliyatın ardından iyileşebilmek için çok yoğun çaba harcadım. Elemeler boyunca birlikte mücadele verdiğimiz arkadaşlarımı finallerde yalnız bırakmaya gönlüm razı olmazdı. Biz konsantre olduğumuzda ve çok istediğimizde neler yapabileceğimizi kanıtlamış bir takımı. Euro 2008 finallerinde de bu özelliğimizi ortaya koyarak başarılı olacağımızdan kuşku duymuyorum.
Kazım Kazım:
Başlangıçta Türkiye ile İngiltere arasında bir milli takım tercihi yapmak zorunda kalmıştım ve Türkiye’yi tercih ettim. Çünkü Türkler bazı şeyleri daha fazla takdir ediyor. Türk yetkilerle konuştuğumda bana karşı çok sıcak davrandılar ve beni bu ülkenin bir parçası olarak gördüklerini hissettirdiler. Ben de burada olmam ve bu takım için oynamam gerektiğini düşündüm. Ben Türküm ve bu gerçekten bana kendimi çok iyi hissettirdi. Bana baktığınızda Türk olduğumu göremezseniz. İngiltere’de sokakta yürürken kimse Türk olduğumu bilemez. Böyle bir durumda Türkiye’nin beni Milli Takım’a çağırması gerçekten bir rüyanın gerçekleşmesi benim için. İkinci rüyam ise Euro 2008 finalleri kadrosunda yer almaktı ve bu da gerçekleşti. Şimdi üçüncü rüyamın da gerçekleşmesini istiyorum. Yani Avrupa Şampiyonluğunu… Neden olmasın?
Mevlüt Erdinç:
Türkiye’den önce Fransa Genç Milli Takımlarından davet almış ve onlar için oynamaya başlamıştım. Fransa Genç Milli Takımı için Meridyen Turnuvası için Türkiye’ye gelmiş ve şampiyon olmuştuk. Orada beni izleyen Türk Milli Takımı yetkilileri, “Bizim için oynar mısın?” diye sordu. Hiç düşünmeden “Annem babam Türk, ben Türküm. Elbette oynarım” cevabını verdim. Bugün, o cevabın beni taşıdığı noktayı düşündüğümde gurur duyuyorum. Henüz 21 yaşındayım ve ülkemin takımında Euro 2008 finallerinin kadrosunda bulunuyorum. Kendime fazlasıyla güvenen bir oyuncuyum ve hiçbir şeyden çekinmiyorum. Gol vuruşlarındaki eksikliğimi de çok çalışarak büyük ölçüde giderdiğimi bu sezon Fransa Ligi maçlarında gösterdim. Finallerde oynamayı ve takımımıza yararlı olmayı çok istiyorum.
