
27 Nisan 2009
Bomba
Oldum olası futboldan zerre anlamayanlar için söylenen “topu görse bomba diye karakola götürür” sözü bana komik gelmiştir. Çocukluğumdan beri duydukça kafamda canlandırmaya çalışırım. Herhalde 1960′lara veya 70′lere dayanır geçmişi. Macar teröristler bu deyişi duymuş mudur bilmiyorum ama gerçeğe dönüştürmüşler. Liberal ve sol görüşlü siyasetçilere suikast düzenlemek için beş futbol topuna bomba yerleştiren dört aşırı sağcı, bombalı futbol toplarıyla iki ayrı yerleşim biriminde yakalanmışlar. Topları gönderebilselerdi ve patlatabilselerdi daha büyük sansasyon olurdu ama şimdi hepi topu dış haber sayfalarında bir paragraf haber olur.
10 Nisan 2009
Atkılar kimin işine yaradı?
Derbi
Lider, BBP.
İkinci, CHP.
Üçüncü, CHP.
Dördüncü, CHP.
AKP anca beşinci.
*
Süper Lig’in puan
tablosu böyle!
*
Miting meydanlarına amigo gibi çıkan Başbakan, maalesef boşuna taktı Antalyaspor atkısını.
*
Spor Bakanı’nın Kastamonuspor’u -ki oğlu as başkandır- MHP’nin oldu… Maliye Bakanı’nı Eskişehirspor’a kaydırdılar, DSP’yi yenemedi… Liverpool’da okuyan en sportmen bakan Kürşad Tüzmen’i kontratak oynasın diye Mersin İdman Yurdu’na transfer ettiler, CHP’nin hezimetine uğradı.
*
Dar bütçeli Yılmaz Büyükerşen’in takımı, yıllık 10 milyar dolar bütçesi olan Kadir Topbaş’ın Belediyespor’unun 4 basamak üstünde!
*
CHP, Beşiktaş’ta rekor kırdı.
Fenerbahçe’nin Kadıköy’ü
CHP’nin geçilmez defansı.
Galatasaray desen…
Stadı DSP’de.
Tesisleri CHP’de kaldı.
*
Ankaraspor ve Hacettepespor’un kulüp merkezleri zaten CHP’li Çankaya’nın sınırları içindeydi… Yenimahalle’deki Ankaragücü ve Gençlerbirliği de, CHP’nin sınırları içine girdi.
*
Seçimden önce 18 takımlı Süper Lig’in 11’i iktidar, 7’si muhalefet bölgesiydi… Bugün, 8’i iktidar, 10’u muhalefet.
*
Aşağıdan MHP’li Manisaspor ve DTP’li Diyarbakırspor’un kesin geldiğini düşünürsek; derbi skoru iktidar aleyhine iyice bozulacak.
*
Demem o ki…
Cumhurbaşkanlığı’nı da, Başbakanlığı da, Meclis Başkanlığı’nı da, belediyeleri de, bürokrasiyi de, iş dünyasını da, medyayı da isteyen iktidar, “Onu da istiyorum” dediği futboldan çok fena “gol” yedi!
*
“Sporu siyasete alet etmeyin” derken, bunu kastediyorduk. Lütfen fair play…
28 Ekim 2008
Halit Deringör
Pek çoklarına göre dün yapılan basın toplantısıyla Fenerbahçe, kurumsal iletişim politikasında radikal değişikliklere gitti. Bu değişikliğe ilişkin içerik futbol takımına ilişkin sorular nedeniyle fazla basında yer almadı. O yüzden fazla bilgi alamadım bu konuda. Ama bir soru çok garip geldi: “Atatürk’ün takımına Ülker logosu yakışıyor mu?“
Kendi gazetesini bile okumayan bir Cumhuriyet Gazetesi çalışanı sormuş diye düşündüm. Sonra baktım soruyu soran Fenerbahçe’nin efsane isimlerinden Halit Deringör. Nitekim Ali Koç da “-Halit Amca” diyerek söze başladı.

“FENERBAHÇE CUMHURİYETİ VE CUMHURBAŞKANLARI“nı keyif alarak okumuştum. Futbolculuk geçmişi ve sonrası gerçekten hayranlık uyandırıcıdır. Pek çok görüşüne katılmasam da, hatta basın toplantısında sorduğu soruyu da yersiz olarak nitelesem de Halit Deringör, en azından futbolculuk sonrası hayatıyla göz önüne gelmeden politik kişiliğini koruyabilmiş bir futbolcu olduğunu söylemem gerek. Sırf çizgisini bozmamamsıyla bile saygıyı hakediyor. En azından sorduğu soruyla haber yapılıyorken “bir Cumhuriyet Gazetesi muhabiri” sıfatından fazlası gerekiyor.
24 Ekim 2008
Oooof of!
Bilgisayarı solitaire oynamak ve yazı yazmak için kullanan bünyeler için birşey ifade etmiyor. Nasıl olsa milliyet.com.tr’ye girip memleket ahvalini de öğrenmeye devam ediyor olacaklar. Evet Liliput ve Blefusculuların ülkesinde hayat devam ediyor.
Dünyaya rezil oluyoruz geyiğine girmiyorum. Adam yerine konmamak yetiyor zaten.
Blogger kullanıcıları nasıl olsa bloglarına girebilecekler. Onlardan bir ricam var: Acaba feed readerler için bloglarının tamamını açabilirler mi?
26 Eylül 2008
Abbiati’yi kandirmislar
İTALYA’da futbol dünyası hafta sonu oynanacak İnter-Milan derbisine kilitlenmişken, Milan’ın İtalyan kalecisi Christian Abbiati siyasi görüşünü ortaya koyan açıklamalarıyla şok etkisi yarattı. Gazzetta dello Sport ile birlikte Cumartesi günü yayınlanacak Sportweek dergisine röportj veren Abbiati, “Politik inancımı açıklıkla ortaya koymaktan utanmıyorum. Faşistlerle aynı görüşteyim. Faşistlerin, ülkenin güçlü olması ve Katolik inancına sahip olması gerektiği yönündeki fikirlerini paylaşıyorum. Ancak Yahudi düşmanlığı, Hitlerle hem fikir olma ve savaşa girme konularında ise aynı görüşte değilim” diye konuştu.Eda BERKBAYRAK / MİLANO (DHA)
10 Eylül 2008
Rebrov’un ırkçılığı
“Orada (White Hart Lane bölgesi) çok fazla koyu tenli insan yaşıyor. Doğal olarak da suç oranı herhangi bir yerden çok daha yüksek. Gasp mağduru olmak iyi olmaz. O yüzden Roman’a (Pavlyuchenko) bölgede yürümemesini, arabayla dolaşmasını tavsiye ettim.”
Sergei Rebrov
9 Eylül 2008
Geldi geçti
“yahu kardesim son zamanlarin en buyuk “futpolitik” olayi oluyor, blog guncellenmiyor…nedir ?”
Elbette bunu hakettim. Az bile! Ama daha 20 günü bile dolmamış bir kız babası olmak hiç kolay değil . Bugünler çok yorucu geçiyor. “Kız babaları tek gözü açık uyur” lafı doğruymuş.
Neyse gelelim olmuş bitmiş Ermenistan – Türkiye maçına.
Sağolsun siyasetçiler ya da siyaset üstüler, futbol sahasında yükselebilecek tüm siyasi gerilimi emip futbolu kurtardılar. Gerçi bu sterilliğin yan etkisi de sahadaki sıkıcı futbolu beslemesi oldu. Siyasi gerilimin yerini falso vermeme gerginliği alınca “Aman şu sıcak ortam bozulmasın” hali futbolu daha da bozdu. Tabi bu durum bizden çok evsahibi Ermenilerin zarar hanesine yazıldı. Gerçi UEFA’dan bizimle beraber bir teşekkür aldılar.
Cumhurbaşkanı gitsin-gitmesin tartışması da Türk kamuoyunun gazını aldı. Maç konulu muhtemel “savaş” naraları böylece akıllara düşmedi. Dahası diplomasi basını da meydanı spor basınına bırakmadı. Maç günü görmüşsünüzdür; saat başı Türkiye’ye haber geçenlerin çoğu diplomasi muhabirleriydi. Keza maçın ötesine geçen tartışmalar, gazetelerin son sayfalarından çok başlarındaydı. Haliyle bu derinlik de spor basınının boyunu aştı. İyiki de aştı. Aksi halde spor manşetlerinin ne kadar renkli olacağını anlatmama gerek yok herhalde. Merak edenler, Yunanistan maçları sürecindeki az gelişmiş zeka örneklerine bir göz atabilir.
Türkiye-Ermenistan arasındaki ilişkilerin gelişmesinde siyasiler anahtar rolü üstlendiler. Müdahale edemedikleri tek bağımsız alan spordu. Onlar da bunun avantajını kullanarak bir adım attılar. Ama sadece futbol vesilesiyle konuşmaya başladılar. İki ülke arasındaki sorunlar hala yerinde duruyor. Üstelik “top bizim sahamızda kalmamalı“ endişesi sadece üçüncü kişileri hesap etmektir. Binlerce yıllık komşuluğun üzerindeki 150 yıllık laneti çözmez.
Bizim mahalle maçlarına başlamamız lazım. Mümkünse gazozuna.
28 Ağustos 2008
Bir hatadan dönüş
Merhum Hasan Doğan’ın ardından Küçükçekmece’deki Metin Oktay Stadyumu’nun adının değiştirilmesi ifrata kaçan bir uygulamaydı. Bugün Küçükçekmece Belediyesi’nden gelen açıklama bir hatadan dönüldüğünü gösteriyor. İlla rahmetlinin ismini yaşatmak isteyenler varsa bir stadyum daha inşa edebilirler. Kimsenin durduracağını zannetmiyorum.
Küçükçekmece ilçesi Fatih Mahallesi Dış Kumsal mevkii 12 pafta 2242 parselde kayıtlı bulunan Metin Oktay stadyumunun isminin Hasan Doğan olarak değiştirilmesi ile ilgili olarak belediyemizin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Söz konusu stadın intifa hakkı 11.10.2005 tarih ve 1646-989 sayılı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Encümen kararı ile 10 yıl süreyle Belediyemize bırakılmıştır. Hâlihazırda Küçükçekmece Spor Kulübünün kullanımında olduğundan Metin Oktay ismi, Hasan Doğan olarak bahsi geçen kulüp tarafından Belediyemize bilgi verilmeden değiştirilmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden Küçükçekmece Belediyesi’ne tahsisli söz konusu stadyumun ismi, Belediyemizin bilgisi ve izni olmadığı halde Küçükçekmece Spor Kulübü tarafından değiştirilmiştir. Anılan stadyumun adının değiştirilmesine dair Belediyemizin bir kararı bulunmamaktadır. Konuyla ilgili yazılan yazılarda Türk sporuna hizmet etmiş iki önemli ismin yıpratılmasından dolayı Belediyemiz son derece üzgündür. Yetkisi ve hakkı olmadan isim değişikliği yapan Küçükçekmece Spor Kulübüne stadyumun adının bulunduğu tabelanın eski haline getirilmesi hususu tebliğ edilmiş ve ismin tekrar Metin Oktay olarak düzeltilmesi sağlanmıştır. Stadyumun ismi Metin Oktay olarak anılmaya devam edecektir.
Hassasiyetinizden dolayı teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ


